TARIM VE TÜRKİYE
Uzun yıllar tarımda
çalışan bir akademisyen olarak duyduğum en büyük sıkıntı gerek kamuoyu ve
gerekse değişik yönetim katmanlarında tarımın çok yanlış anlaşılması ve
algılanması idi. Hatta bu kategoriye TÜBİTAK, Üniversiteler gibi çok üst
bilimsel kuruluşları da dahil edebilirim. Bunun tek nedeni de tüm dünyada
teknolojilerin en yoğun şekilde kullanıldığı tarım sektörünün, ülkemizde
bahçıvanlık veya çobanlık olarak algılanmasıdır. Tarım Bakanlığı tarımı
yıllarca köylü tarafından yapılan bir iş olarak gördü ve politikalarını hep bu
görüş açısına göre oluşturdu. Aşağıda tarım ve ülkemizi, ana hatları ile
irdelemeğe çalışacağım.
Ülkemiz açısından tarımı
ele aldığımda, tüm toplum olarak sınıfta kaldığımızı söyleyebilirim. Bu konuda uzun
yıllar gerek bilimsel ve gerekse tarım pratiğinde çalışan bir akademisyen
olarak üretim, araştırma ve eğitim açısından tarıma gereken ilgi ve özeni
gösterdiğimiz görüşünde değilim. Çünkü gerek devlet, gerekse hükümet ve kamuoyu
olarak tarımı daima bir köylü uğraşı olarak ele aldık ve hiçbir zaman tarımın
gelişmesi için gelişmiş ülke politikaları ve çalışmalarına bakarak gerekli olan
politikaları üretemedik. Bugün dahi hala tarımı içerdiği ögeleri görmeden,
hatta düşünmeden, bitkisel ve hayvansal ürünlerin yetiştirilmesi olarak ele almaktayız.
Ancak burada sizlere ülkemiz açısından bir fotoğraf ortaya koymak isterim.
Gerçekten Türkiye, ekolojik zenginlik açısından dünyadaki ender ülkelerden bir tanesidir.
Hemen hemen tropik hariç tüm ekolojileri bünyesinde barındırmaktadır. Yani çok
büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Bu gerçeği belirttikten sonra hepimizin
bilgisi içinde olan ülkemiz ile İsrail arasındaki bir karşılaştırma yapmak isterim.
İsrail suyu son derece kıt iklimi tekdüze, kısaca tarımsal potansiyeli son
derece düşük bir çöl ülkesidir. Ama İsrail kuruluşundan itibaren Kibutzlar ile
modern tarımın öncülüğünü yaparken, tarım teknolojileri alanında araştırma ve
yarattığı teknolojiler ile dünya liderleri arasında yer almaktadır. Bugün tüm dünyaya
tarım teknolojileri ihraç eden ve üretim danışmanlığı yapan bir ülkedir.
Ülkemizde uzun yıllardan beri İsrail tarafından üretilen bilgi, teknoloji,
tarımsal alet ve ekipmanları, genetik materyali, agrokimyasalların satın alan
önemli pazarlar arasındadır.
Konuya bu açıdan
baktığımız zaman, yukarıda da belirttiğim gibi bir ülke olarak tarımsal
faaliyetler açısından gerekli bilimsel özeni ve bilinci ne kamuda ne de
Üniversitelerimizde gösteremedik. Ancak bir gerçeği de gözden kaçırmamak gerekir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında tarım ele alınan sektörlerin başında gelerek, uzman
ihtiyacı için yurtdışına eleman gönderildiğini ve ikinci dünya savaşında
ülkemize sığınan Alman bilim adamlarının ilk olumlu adımlarını unutmamak
gerekir. Nitekim son yıllarda bundan 2-3
on yıl önce övündüğümüz, Dünyada kendi kendini besleyen 7 ülkeden biri olma
özelliğimizi tamamen yitirdik. Gerçi o zamanda kendi kendini besleyen bir ülke
değildik. Çünkü gerek genetik materyaller, gerekse bitkisel ve hayvansal üretimin gerektirdiği
agrokimyasallar açısından tamamen dışa bağımlıydık. Genetik materyal açısından
dün olduğu gibi bugünde dışa bağımlı bir üretim sistemine sahibiz. Bunlara
ilave olarak dışa bağımlıda olsa yürüyen üretim sistemimiz son yıllarda
onarılamaz halde bozulmuştur. Bugün ülkemizde temel hayvansal ve bitkisel
ürünlerin çoğu artık ithal yoluyla temin edildiğine göre rahatlıkla
söyleyebilirim ki, tarımsal üretim açısından ülkemizi başarılı saymak pek
mümkün değildir. Burada, Türkiye’de bilinmeyen bir başka temel gerçeği de
hatırlatmak isterim. Tüm sektörler
arasında en yoğun teknoloji kullanan sektör tarımdır. Bu tanım ve kavram
bize oldukça yabancıdır. Çünkü bugüne kadar tarımı daima bahçıvanlık veya
çobanlık olarak öngördük ve üretim plan ve programlarımızı bu bakış açısı
içinde ele aldık. Bugün dahi üretim planları ve programları bilimsel olmayan ve
yaşadığımız çağın gerçekleri ile örtüşmeyen bu düşünce ile ele alıp çözümler
üretmeğe çalışmaktayız. 21. Yüzyıl gerek küresel ısınma ve gerekse ekolojinin
zaten büyük zarar görmüş olması, ayrıca 1950'den 2050'ye kadar bir asır içinde
Dünya nüfusunun dörde katlanacak olması, artık tarımı tamamen değişik bir
perspektiften ele almanın zamanı geldi ve geçmektedir. 20. Yüzyılın son
çeyreğinde biyoteknolojide yapılan büyük atılımlar, moleküler biyoloji
alanındaki gelişmeler, üretimde kullanılan genetik materyalin hücresel, hatta
moleküler düzeyde ele alınması gereğini ortaya koymaktadır. Nitekim 20.
yüzyılın ortalarında ıslah çalışmalarında hibrit çalışmalarıyla ileri tarım
teknolojilerine sahip olan gelişmiş ülkelerin tüm dünya pazarlarını ele
geçirmesi sonucu, tarım genetik materyaller bakımından küresel sermayenin
emrine girmiş bulunmaktadır. Bundan kendini koruyabilen ülkeler tarım
teknolojilerini geliştiren ve onlarla üretim yapabilen gelişmiş ülkeler
konumdadır. Bu tablo 1990 yılından itibaren ıslah çalışmalarına genetik
mühendisliğinin ithal edilmesi ile çok daha belirgin hale gelmektedir. 1990 Yılına
kadar ıslah çalışmalarında arzu edilen genetik özellikleri istenen canlıya
aktarmak, ancak eşeysel olarak birbirine uyumlu olan canlılar arasında
düzenlemek mümkündü. Ama genetik mühendisliği artık eşeysel uyum bariyerini
ortadan kaldırmış, istenen canlıdan istenen canlıya gen aktarımını mümkün hale
getirmiştir. Bunun yanında 2010 yılı ile beraber yepyeni bir teknoloji daha
ortaya çıkmıştır. Dünya son 30 yıl içinde genetiği değiştirilmiş organizmaların
(GDO) tüketimde ortaya çıkaracak sorunları tartışırken, büyük olasılıkla bu
problemi ortadan kaldırabilecek CRISPR teknolojisi olarak adlandırılan yeni bir
gen teknolojisi (Gen düzenleme), bu alanda yeni bir çığır açabilecek potansiyelde
görünmektedir. Bu, genetik mühendisliğinde yeni bir dönemin açılmasını ifade
etmektedir. Artık bu yeni teknolojide herhangi yabancı bir organizmadan gen
aktarımı yerine, organizmanın kendi genleri içinde düzenleme yapmak söz
konusudur. Bu, çok yeni bir teknoloji olup çok ileri ülkelerde bazı ürünlerde kullanılmaya
başlanmıştır. Temelde dünya kamuoyunun gen düzenlemelerini tıp alanındaki
gelişmeler olarak duyması ve izlemesi daha mümkündür. Çünkü insanoğlu
beslenmeden çok sağlık ile ilgili haberlere eğilimli ve meraklıdır.
Son yıllarda akıllı tarım
adı altında bugün için yeni denebilecek teknolojiler kullanılmağa
başlanmaktadır. Böylece gıda üretimi için oldukça değişik, bir kısmına yabancı
olduğumuz yeni teknolojiler kullanılmaya başlanmış ve hemen hemen bu
teknolojilerin tümü, gelişmiş ülke laboratuvarlarının yarış alanı haline
gelmiştir. Bu gelişmeler üretim teknikleri yanında, tarımsal eğitim ve
araştırmalarına yeni boyut kazandırmağa başlamıştır. Yeni teknik ve
teknolojiler robot ve sensör teknolojileri, dronlar, akıllı malzemeler,
biyoinformatik, gen teknolojileri, gıda tasarımı, sentetik biyoloji, topraksız
kültür, GPS ve dikey tarım olarak sayılabilir. Buraya nesnelerin internet
kullanımını da eklendiğinde Akıllı Tarımın tüm ögeleri tamamlanmaktadır. Bugün
tarımdaki bu yenilikler TARIM 4 olarak tanımlanmaktadır. Bazıları 21. yüzyıla
damga vuracak konuları kapsamaktadır. Gelişmiş ülkelerde özel sermaye risk
sermayesi olarak bu konular ile yakından ilgilenmekte ve yatırımlar yaparak
yeniliklere imza atabilmektedir.
Makalenin başlığı Tarım ve
Türkiye olduğuna göre ülkemizin bu açılardan yeri, halen sahip olduğu üretim
teknikleri, yenilikleri takip edebilecek teknik elemanlarının bilgi ve beceri
düzeyleri, Üniversitelerimizin bu konularda ne düzeyde eğitim ve araştırma yapabileceği,
bugün ülkemizde en fazla araştırma birimine sahip ilgili Bakanlığın konumu, devlet
politikaları olarak irdelenmelidir. Saptanacak politikalar doğrultusunda kısa
ve uzun süreli plan ve programlar hazırlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır.
Bunlar yapılmadığı sürece son yeşil devrim olarak anılan tarımsal dönemde, dışa
bağımlı tarım uygulamaları, bu dönemde de devam edecektir. Dün tarımda
hayvansal ve bitkisel genetik materyal, agrokimyasallar, alet ve ekipmanlarda
yaşanan bağımlılık ve ülkemizin pazar olma durumu, bu yeniçağda da
değişmeyecektir.
Etiketler: Tarım, Tarım eğitimi, Tarımsal yapı



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa